"MÜELLEFE-İ KULÛB
" Kelimesi için arama sonuçları
MÜELLEFE-İ KULÛB (Özel isim)
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler. Kalblerine îmân yerleştirilmesi istenilen veya yeniîmân etmiş müslümanlar ve kötülükleri önlemek istenilen bâzı kâfirler olup, zekât verilen sekizsınıftan biri iken hazret-i Ebû Bekr zamânında kendilerine zekât verilmesinin nesh yânihükmünün kaldırıldığı husûsunda Eshâb-ı kirâmın icmâı (sözbirliği) bulunan kimseler.Hazret-i Ebû Bekr zamânında, beytülmâl (devlet hazînesi) emîni (vazîfelisi) olan hazret-iÖmer, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf okuyarak müellefe-i kulûb olanlara zekât verilmesiniResûlullah nesh eylemiştir, kaldırmıştır, dedi. Halîfe ve Eshâb-ı kirâ mın hepsi bunu kabûlettiler; artık bunlara zekât verilmemesi için icmâ, söz birliği hâsıl oldu. Nesh, Resûlullahsallallahü aleyhi ve sellem zamânında olur. İcmâ ise, Peygamber efendimizin vefâtından sonraolur. İslâmiyet'e yardım için, düşmanın zararını önlemek için onlara mal, para her zamanödenir. Fakat beytülmâlin zekât bölümünden değil, başka bölümünden ödenir. Görülüyor ki,müellefe-i kulûb denilen kimselere ödeme yapılması yasak edilmemiş, onlara zekât verilmesiyasak edilmiştir. (İbn-i Âbidîn)
MÜELLEFE-İ KULÛB
(İslami Terimler Sözlüğü) :
Kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler. Kalblerine îmân yerleştirilmesi istenilen veya yeni
îmân etmiş müslümanlar ve kötülükleri önlemek istenilen bâzı kâfirler olup, zekât verilen sekiz
sınıftan biri iken hazret-i Ebû Bekr zamânında kendilerine zekât verilmesinin nesh yâni
hükmünün kaldırıldığı husûsunda Eshâb-ı kirâmın icmâı (sözbirliği) bulunan kimseler.
Hazret-i Ebû Bekr zamânında, beytülmâl (devlet hazînesi) emîni (vazîfelisi) olan hazret-i
Ömer, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf okuyarak müellefe-i kulûb olanlara zekât verilmesini
Resûlullah nesh eylemiştir, kaldırmıştır, dedi. Halîfe ve Eshâb-ı kirâmın hepsi bunu kabûl ettiler;
artık bunlara zekât verilmemesi için icmâ, söz birliği hâsıl oldu. Nesh, Resûlullah sallallahü
aleyhi ve sellem zamânında olur. İcmâ ise, Peygamber efendimizin vefâtından sonra olur.
İslâmiyet'e yardım için, düşmanın zararını önlemek için onlara mal, para her zaman ödenir. Fakat
beytülmâlin zekât bölümünden değil, başka bölümünden ödenir. Görülüyor ki, müellefe-i kulûb
denilen kimselere ödeme yapılması yasak edilmemiş, onlara zekât verilmesi yasak edilmiştir.
(İbn-i Âbidîn)